
Genital siğil etkeni; Human Papilloma Virüs (HPV) veya İnsan Papilloma Virüsü (İPV) olarak bilinmektedir. Bir DNA virüsü olan HPV’nin günümüzde 170 ayrı türü tanımlanmış olmakla beraber, genital siğillerin %90’ı HPV Tip 6 ve HPV Tip 11’den kaynaklanmaktadır.
Kadınlarda cinsel hayat başladıktan sonra siğil etkeni olan HPV ile karşılaşma oranları oldukça artmaktadır. Genital siğil tedavisi günümüzde farklı yöntemlerle yapılabilmektedir. Bu yazımızda ‘genital siğil tedavi nasıldır? Genital siğil tedavisi için kullanılan ilaçlar, lazerle siğil tedavisi ve korunma yolları’ gibi konu başlıkları öne çıkacaktır.
Genital siğil ve tedavisi hakkında temel bilinmesi gereken bazı noktalar:
Genital Siğil Tedavisi İstanbul kliniğimizde, kadınlarda ve erkeklerde uygulanan genital siğil tedavileri arasında ilk sırada karbondioksit lazerler gelmektedir. Tedaviler ortalama olarak 5 dakika kadar sürmektedir.
Genellikle bir veya iki seanslık bir tedavi yeterli olmaktadır. Hastalar ilk seanstan bir ay sonra ücretsiz bir muayeneye çağrılmaktadırlar. Gerekli durumlarda asit veya dondurma tedavileri de yapılabilmektedir. İleri düzeyde geniş alanı kaplayan, büyük lezyonlarda ise cerrahi yöntemler tercih edilmektedir. Gerektiğinde hastalarımıza HPV tipleme testi, smear testi ve cinsel yolla bulaşıcı hastalıklar ile ilgili tüm testler de yapılabilmektedir.
Genital siğil tedavisi pek çok hastada hızlı sonuç vermektedir. Sorunun ertelenmesi lezyonların büyümesine, yayılmasına ve farklı kişilere bulaştırılmasına neden olacağından ötürü, tedaviler geciktirilmemelidir. Genital siğil tedavisi için İstanbul kliniklerimizde tedavi olmayı düşünen hastalarımız kliniğimizin 0(530) 763 3400 no’lu whatsapp hattımızı arayabilir veya bu telefon numarasına mesaj gönderebilirler.
Genital siğil, cinsel bölgede yumuşak doku kabarıklıkları olarak kendini gösteren bir cilt hastalığıdır. Karnabahar şeklinde çıkıntılı ya da yassı yükseltiler şeklinde görülebilmektedir. Hafif ağrı, huzursuzluk ve kaşıntı gibi şikayetler yapabilmektedir.
Genital siğil, HPV’nin kanser açısından düşük riskli alt tipleri tarafından (Tip 6 ve Tip 11) oluşmaktadır. Bu HPV tipleri, rahim ağzında hücresel bozukluk ya da rahim ağzı kanseri yapan yüksek riskli tiplerden farklıdır.
Genital siğil oral, vajinal ya da anal seks geçiş göstermektedir. Tam bir cinsel penetrasyon (birleşme) olmadan, sürtünme yoluyla yaşanan yüzeyel ilişki ile de geçebilmektedir. Bu nedenle bakirelerde de izlenebilmektedir.
HPV virüsü kapıldıktan haftalar ya da aylar sonra bile siğil gelişmeyebilir. Bu nedenle HPV ile ne zaman karşılaşıldığı net olarak bilinemez.
Genital siğiller gözle görülemeyecek kadar küçük olabileceği gibi hafif koyu renkte kabartılar şeklinde de kendisini gösterebilmektedir. Görünümleri et benlerine benzer; ancak cilt yüzeyinde hızlıca yayılmaları ve et benlerine oranla biraz daha sert yapıları nedeni ile et benlerinden ayrışmaktadırlar. Çoğu insan, taşıdığı siğillerin farkında bile değildir.
Bazı siğillerin tepesi yumuşak ve kabarık olup, tekli veya çoklu kümeler halinde olabilir. Genital siğil kadınlarda rahim ağzında, vajina içerisinde, vajinanın giriş kısmında, iç dudaklarda, klitoris tepesi üzerinde, dış dudaklarda, vajina girişi ve anüs arasında (perine bölgesi),anüs çevresinde ve anüs içinde görülebilmektedir. Erkeklerde ise penis, skrotum (torbalarda),kasık, uyluk, anüs içi ve çevresinde izlenebilmektedir.
Genital siğiller HPV taşıyıcısı bir kişiden oral seks yolu ile dudak, ağız, dil veya gırtlak bölgesine de yayılabilmektedir.
Çoğu zaman asemptomatiktir, yani hiçbir şikayet üretmezler. Aylarca, hatta yıllarca sessiz kalabilirler. Bazen görülemeyecek kadar küçüktürler. Bazen de bir tenis topu büyüklüğüne kadar ulaşan büyük kümeler yapabilirler. Kadınlarda en sıklıkla vajinal akıntı, kaşıntı, kanama ve yanma şikayetlerine yol açmaktadırlar. Büyümeleri durumunda ağrı veren ve huzursuzluk yaratan sorunlara neden olabilmektedirler. Genital siğiller kişilerde mood değişimleri, depresyon gibi psikolojik problemlere de yol açabilmektedir. Bu hastalık nedeni ile evlilik sorunu yaşayan pek çok çift de mevcuttur. O yüzden teşhis konulduktan hemen sonra genital siğil tedavisine geçilmelidir.
Çoğu genital siğil vakasının nedeni HPV dir. Yaklaşık olarak 30-40 çeşit HPV tipi özellikle genital bölgeyi etkiler ve bunlardan birkaç tanesi genital siğil yapar. HPV’nin bulaşıcılığı ciltten cilde kontakt temasla olur ve bulaşıcılık oldukça yüksektir.
Cinsel aktif bir insanın hayatı boyunca HPV ile karşılaşma olasılığı çok yüksektir. Buna karşın alınan virüs her zaman genital siğil üretmeyebilir. Çoğu vakada siğil herhangi bir sağlık problemi yaratmadan kendiliğinden de kaybolabilmektedir.
Cinsel aktif bir insanın HPV ile karşılaşma olasılığı çok yüksektir. Bununla birlikte 30 yaşın altında olmak, sigara içmek, zayıf bir bağışıklık sistemine sahip olmak ve gebeliğinde HPV taşıyıcısı bir anneden doğmak HPV karşılaşma riskini arttıran faktörlerdir.
Genital siğil tanısı rutin jinekolojik muayene sırasında konur. Muayene öncesi cinsel ilişki öyküsü, partnerde böyle bir şikayetin olup olmadığı, semptomların nasıl başladığı gibi sorular sorulur. Tüm bölgeler muayene sırasında detaylı bir şekilde incelenir. Spekulum muayenesi yapılarak rahim ağzı ve vajina gibi iç genital organlar da gözden geçirilir.
İşlem sırasında seyreltilmiş asetik asit çözeltisi kullanmak siğilin beyazlaşıp daha kolay görülür olmasını sağlar. Gerekli durumlarda rahim ağzı veya dış genital bölgeden alınan sürüntülerden HPV testi de yapılmaktadır. Her ne kadar siğiller kanserleşmese de, farklı HPV tiplerine bağlı rahim ağzı dokusunda hücresel değişimlerin olup olmadığını araştırmak için smear testi de yapılmalıdır.
Smear testi, özellikle HPV taşıyıcısı olan kadınlarda kanser ve kanser öncesi lezyonların erken tespitinde hayat kurtarıcı bir testtir.
HPV testinde rahim ağzında yüksek riskli HPV tipleri ya da smear testinde olumsuz hücresel değişiklikler saptanırsa, vajina ve rahim ağzının kolposkopi kamerası ile incelenmesi de gerekebilmektedir. Diğer taraftan HPV ile karşılaşan bireyler cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından risk grubuna girdiğinden, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklar açısından da taranmalıdırlar.
HPV virüsü ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından risk altındaki kişilerde yapılan testler.
Genital siğil sıklıkla zaman içinde kendiliğinden kaybolabilir, yıllarca cilt dokusu içinde artmadan sessiz bir şekilde kalabilir veya hızlı bir şekilde çoğalarak faklı bölgelere yayılabilir. Bazen de tedavi edilseler dahi dönem dönem yeniden ortaya çıkabilmektedir. Çünkü hekimlerin yaptığı siğil tedavisidir, ancak HPV cilt altına yerleşerek, özellikle immün sistemin baskılandığı dönemlerde yeniden siğillere yol açabilmektedir.
Genital bölgede siğil varsa mutlaka hızlı bir şekilde tedavi edilmeli, beklenmemelidir. Buna rağmen, lezyonlar tam olarak ortadan kaldırılsa bile bulaşıcılık devam edebilmektedir. Prezervatif kullanılması bulaşmayı bir miktar azaltsa da bulaştırma riskini tam olarak sıfırlamaz.
Genital siğil tedavisi için en sıklıkla kullanılan ilaçlar arasında i-mi-qui-mod, podofilin, trikloroasetik asit ve sinekateşinler gelmektedir.
İ-mi-qui-mod: (Aldara krem) Krem şeklindedir, tedavisi uzun sürer. İ-mi-qui-mod bölgesel olarak immün sistemi yükselterek etki göstermektedir. Krem sürüldükten sonra tahriş etkisinden dolayı karşı partner ile cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. İ-mi-qui-mod ciltte kızarıklık, su toplanması, vücutta ağrı, öksürük, kızarıklık ve halsizlik gibi yan etkiler yapabilmektedir.
Po-do-fi-lin: Yakıcı, bitkisel bir solüsyondur. Hekim tarafından uygulanmalıdır. Çünkü hastanın kendi başına kullanması cilt hasarına yol açabilmektedir. Gebelikte kullanılmaz.
Po-do-fi-lox: Evde uygulanabilen bir solüsyondur. Podofilin ile aynı içeriğe sahiptir. Vajina içine asla uygulanmamalıdır. Gebelikte de kullanılmaz. Ciltte tahriş ve ağrı gibi yan etkilere sahiptir.
Trik-lora-setik Asit: İç ve dış genital siğillerin tedavisinde kullanılan kimyasal bir solüsyondur. Ciltte irritasyon, ağrı ve yanma gibi yan etkileri vardır.
Sinek-ateşinler: Dış genital bölge ve anüs çevresindeki lezyonlar için uygulanan bir kremdir. Kızarıklık, kaşıntı, yanma, ağrı gibi hafif düzeyde yan etkileri vardır.
Siğil dokusunu tahrip etmek için farklı yöntemlere de başvurulabilmektedir. Özellikle yaygın ve kümeleşme yapan genital siğillerde bu tür müdahalelerin yapılması zorunludur. Yukarıda belirtilen ilaç tedavilerine oranla daha kısa sürede çözüm sağlanabilmektedir.
Genital siğil yaktırma tedavileri, hafif lokal anestezi yapıldıktan sonra, ‘elektrokoter’ adını verdiğimiz aletlerle siğillerin yakılması işlemidir. Genital siğilleri elektrikle yaktırma ciltte iz bırakabilir.
Genital siğili dondurma yöntemi ile tedavi etmektir. Genital siğiller ‘histofreezer’ adı verilen krioterapi cihazları ile dondurulur. Dondurma işlemi sıvı nitrojen ile yapılmaktadır. İşlemin birkaç seans tekrarı gerekebilir. Aşırı uygulama ile ciltte hipopigmentasyon (renk açılması) oluşabilir. İşlem bölgesinde kızarıklık, bazen de su toplanması görülebilmektedir.
Genital siğillerin tedavisinde özellikle Karbondioksit (CO₂) ve Erbium:YAG lazerler etkili ve güvenilir yöntemler arasında yer alır. Genital siğil lazer tedavisi, diğer yöntemlere kıyasla kontrollü doku yıkımı sağlaması, kanamanın minimal olması ve işlem süresinin kısa olması gibi önemli avantajlar sunar.
İşlem öncesinde tüm lezyonlar dikkatli bir muayene ile tespit edilir. Ardından siğillerin bulunduğu bölgeye, lezyonların altına ince uçlu iğneler yardımıyla lokal anestezi uygulanarak hastanın konforu sağlanır.
Daha sonra lazer cihazının kalem şeklindeki probu kullanılarak siğil dokusu hedef alınır. Lazer enerjisi dokuda termal (ısıya bağlı) ve ablatif (doku buharlaştırıcı) etki oluşturarak siğil dokusunu kontrollü şekilde ortadan kaldırır. Bu sayede çevre sağlıklı dokuya zarar minimum düzeyde tutulurken, lezyonlar kısa sürede temizlenebilir.
Lazer tedavisi özellikle çok sayıda, büyük ya da tekrarlayan siğillerde yüksek başarı oranı sağlamaktadır.
Genital siğil lazer ile tedavisi, özellikle son yıllarda hastalar tarafından en sık tercih edilen yöntemlerden birisidir ve diğer yöntemlere göre bazı avantajlar sağlar. Bunlar:
İleri düzeyde kümeleşme yapan, büyük lezyonlarda cerrahi işlem zorunlu hale gelebilir. Operasyon bazen lokal, bazen de genel anestezi altında yapılabilmektedir.
Gebelikte vücut direncinin düşmesine bağlı olarak genital siğillerde artış olabilmektedir. Gebelikte genital siğil tedavisi için lazer ve krioterapi uygulanabilmektedir. Siğillerin çok yaygınlaşması, vajina içine kadar yayılması durumunda doğum şekli sezaryen olmalıdır. Aksi takdirde doğum kanalından bebeğe ulaşan HPV, yenidoğanda ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir.
Genital siğil tedavisi fiyatı İstanbul kliniğimizde lezyonların yaygınlık düzeyine, uygulanan tedavi yöntemine, istenilen laboratuar testlerine ve anestezi yöntemlerine göre değişmektedir. Fiyat bilgisi için bizi arayıp detaylı bilgi almanızda fayda olacaktır.
Genital siğillerden en iyi korunma yöntemi aşılanmaktır. HPV aşısı, HPV ile karşılaşmadan, hatta ilk cinsel birliktelikten önce yapılmalıdır. Vücuda HPV alındıktan sonra aşılanmanın tedavi edici özelliği yoktur.
HPV kapıldıktan sonra hızlıca tedaviye gidilmesi, lezyonların fazlaca yayılmadan önleminin alınması önemlidir. Ayrıca cinsel ilişkilerde prezervatif ile korunmanın sağlanması, HPV haricinde pek çok cinsel yolla bulaşıcı hastalığa karşı koruyucu olmaktadır.
HPV kapıldıktan ve genital siğil tedavisi olunduktan sonra vücut direncini arttırıcı önlemlerin alınması son derece önem arz eder. Bunlar:
HPV enfeksiyonunun yüksek riskli tipleri kadınlarda rahim ağzı (serviks),vajina, vestibulum, anüs ve orofarengeal (boğaz-yutak) kanserlerine yol açabilmektedir. Erkeklerde ise nadiren de olsa penis kanserlerine yol açabilmektedir. Ancak genital siğil tipleri HPV’nin düşük risk grubunda olduğu için kanser yapmaz veya kansere dönüşmez.
Tedavi enfeksiyonu yok etmede anahtar rol oynar. Lezyonun tedavi edilmesine karşın HPV nin varlığını sürdürebileceği akılda tutulmalıdır.
Merhaba, Benim adım Shahrooz, 28 yaşındayım ve genital siğil benzeri oluşumlar yaşıyorum. İstanbul’da Doç. Dr. Süleyman Eserdağ ile tanı ve tedavi için bir randevu almak istiyorum. Tercihen Nişantaşı (Avrupa Yakası) kliniğinde görüşmek isterim. Müsait olan en yakın randevu tarihleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Teşekkür ederim.
Genital siğil benzeri oluşumlar için Nişantaşı (Avrupa Yakası) kliniğimizde değerlendirme ve tedavi planlaması yapılabilmektedir. En yakın müsait randevu tarihleri için bizimle doğrudan iletişime geçmeniz gerekmektedir. Randevu ve detaylı bilgi için: Telefon: 0212 225 15 00 WhatsApp: 0530 763 34 00 Uygun olduğunuz günleri iletirseniz size en yakın tarih planlanacaktır.
Sayın Doktor, Değerli Yetkili, Benim adım Arzu, 31 yaşındayım ve Almanya’dan yazıyorum. Sizi, hayat kalitemi ciddi şekilde etkileyen ve aylardır çözülemeyen bir sağlık sorunum nedeniyle büyük bir umutla arıyorum. Şubat 2025’te Almanya’da dış genital bölgemdeki yaygın kondilomlar nedeniyle lazerle buharlaştırma (vaporizasyon) operasyonu geçirdim. Ameliyat sorunsuz geçti. Ancak birkaç hafta sonra doktorum bana Aldara (Imiquimod) isimli bağışıklık sistemini uyarıcı bir krem verdi ve bu kremi kullandıktan sonra durumum ciddi şekilde kötüleşti. Yaklaşık dört aydır geçmeyen şikayetlerim var: – Yoğun kızarıklık – Yanma ve gerginlik hissi – Yürüme ve oturma sırasında ağrı Bu belirtiler günlük hayatımı büyük ölçüde kısıtlıyor. Kortizon (Clobetasol),Bepanthen, çinko içeren merhemler gibi çeşitli tedaviler denedim. Ancak bu ilaçlar yalnızca geçici rahatlama sağladı. Tedaviyi bıraktığım anda tüm belirtiler şiddetle geri dönüyor. Almanya’da birçok kadın doğum uzmanına başvurdum. Ancak şu ana kadar kimse bana net bir açıklama yapamadı: Ne oluyor? Neden iyileşemiyorum? Ne yapmalıyım? Artık İstanbul’da bu konuda deneyimli bir kadın hastalıkları uzmanına veya klinikte, gerçek bir teşhis ve kalıcı iyileşme süreci için başvurmak istiyorum. Sizden ricam: – Bu durumun neden kaynaklandığını anlayabilir misiniz? – Doku neden iyileşmiyor olabilir? – Kalıcı iyileşme için nasıl bir yol izlenmeli? İstanbul’a gelmeye ve tüm masrafları üstlenmeye hazırım. Gerçek bir muayene, dürüst bir değerlendirme ve bir tedavi planı istiyorum. Eğer bu tür vakalarda tecrübeniz varsa ve benimle bir randevu planlamak mümkünse, çok memnun olurum. İsterseniz daha önceki tıbbi raporlarımı ve görselleri önceden paylaşabilirim. Saygılarımla, Arzu
Öncelikle yaşadığınız sürecin ne kadar yıpratıcı olduğunu anlıyorum. Lazer sonrası kullanılan Imiquimod (Aldara) bazı hastalarda bağışıklık sistemini aşırı uyararak uzun süren inflamasyon, irritatif dermatit hatta nadiren kronik vulvar hassasiyet tablosuna yol açabilir. Özellikle 4 aydan uzun süren kızarıklık, yanma ve temasla ağrı durumunda; persistan inflamasyon, bariyer hasarı, sekonder enfeksiyon ya da vulvar nöropatik ağrı açısından detaylı değerlendirme gerekir. Doku iyileşmesinin gecikmesi çoğunlukla devam eden mikroskobik inflamasyon veya cilt bariyerinin bozulmasına bağlıdır. Bu durumda rastgele krem değişimleri yerine; ayrıntılı muayene, gerekirse kültür/dermoskopik inceleme ve sonrasında planlı bir tedavi protokolü uygulanmalıdır. Bazı hastalarda kısa süreli kontrollü anti-inflamatuar tedavi, bariyer onarıcı yaklaşım ve hassasiyet odaklı özel protokollerle belirgin düzelme sağlanabilmektedir. İstanbul’a gelmeden önce mevcut raporlarınızı ve mümkünse fotoğrafları paylaşmanız süreci hızlandırır. Uygun olduğunuz tarihleri iletirseniz detaylı değerlendirme için randevu planlanabilir. Muayenehane Telefon: 0212 225 15 00 WhatsApp: 0530 763 34 00
Copyright 2026 Doç. Dr. Süleyman Eserdağ. Tüm Hakları Saklıdır. Yasal Uyarı