|
MAKROZOMİ VE KOMPLİKASYONLARI
(Dr. Süleyman ESERDAĞ’ın “Actual Medicine dergisi” Ağustos/2003
tarihli yazısıdır.)
Günümüzde doğum ve gebeliklerde sıklıkla karşımıza çıkan
normalin üst sınırındaki bu iri bebekler, pek çok
komplikasyonlara neden olabilmektedir. Bu komplikasyonları en
aza indirebilmek ancak iyi bir obstetrik izlem, muayene ve
ultasonografik görüntüleme ile mümkün olabilmektedir.
Obstetrisyenin gebelik izlemi ve doğumdaki bilgi ve tecrübesi
doğum travmalarına bağlı gelişebilecek sekelleri
önleyebilecektir.
Aşırı fetal büyümede; LGA ( Large for Gestational Age) ,
Gestasyonel yaşa göre 90. persantilin üzeri olarak tanımlanmakta
ve tüm gestasyonel yaşlar için uygun bir tanımdır.
Makrozomi ise (Yapılan son kohort çalışmalara ve ACOG’a göre)
4500 gr. üzeri doğan fetusleri kapsar, burada gestasyonel yaş
kayıt tutulur.
A.B.D ‘nde doğan bebeklerin %10’u 4000 gr’ın, % 1.5’i 4500 gr’ın
üzerindedir.
Makrozomi için risk faktörleri:
• Önceki gebeliklerde makrozomi öyküsü.
• Gebelik öncesi anne kilosu.
• Gebelikte kilo alımı.
• Multiparite/ Grand multiparite.
• Annenin doğum kilosu.
• Annenin boyu.
• 50 gr yükleme testinin pozitifliği ( 100 gr OGTT normal olsa
bile)
• Diabet veya gestasyonel diabet öyküsü (Maternal glukoz
intoleransı olgularının %40’ında makrozomi gelişir, Tüm toplumda
glukoz intolerans oranı %1-3 arasındadır.)
• Surmatürasyon.
• Etnik yapı (Hispanik kökenli kadınlar)
• Erkek fetus.
• Anne yaşının 17’nin altında veya 35 yaşının üzerinde olması.
PRENATAL TANI
Prenatal tanı, Obstetrik anamnez, klinik muayene ve ultrason
yardımıyla konulabilir.
• Obstetrik anamnezde kişinin diabet veya gestasyonel diabet
öyküleri, önceki gebeliklerindeki doğum zorlukları ve bebeklerin
doğum kiloları, gebe kişinin kendisinin kaç kilo doğduğu, anne
adayının yaşı ve gestasyonel yaş, gebelik öncesi kişinin kilosu
ve gebelikte kaç kilo aldığı sorulacak sorular arasında
olmalıdır.
• Klinik muayenede Leopold manevralarıyla abdominal palpasyon ve
symphysis pubis- uterin fundus arası mesafenin ölçülmesini
içerir.
Leopold manevralarıyla palpasyon, ultrason değerlendirmeleriyle
fetal ağırlık tahminine eşit veya yaklaşık öneme sahiptir.
(Chauhan et all Aust N Z Obstet Gynaecol 1995, Babinszki Am J
Obstet Gynaecol 1999).
Symphysis- fundus arası mesafenin ölçümü ise kısıtlı öneme
sahiptir. Teorik olarak symphysisin üst kenarı ile fundus arası
mesafenin 40 cm nin üzerinde olmasıyla tanı konulur. Ancak bu
ölçümün leopold manevrası ile kombine edilerek değerlendirilmesi
daha doğru olacaktır.
• Ultrason: Günümüzde pek çok ultrasonda üç parametreden yola
çıkarak otomatik olarak tahmini fetal ağırlık
hesaplanabilmektedir.
Ancak fetus makrozomik ise pek çok tahmini fetal ağırlık
tesbitinde hatalar ortaya çıkmaktadır. Örneğin; Headlock
formülüyle 4500 gr üzerindeki fetuslerde yanılma payı %13 iken
non-makrozomiklerde bu oran yalnızca %8’ler civarındadır.
Ultrasona bağlı teşhislerde sensitivite % 22-44, spesifite % 99
civarında olup bu değerler yalnızca leopold manevrasına bağlı
teşhislere oldukça yakındır.
1999 yılında yapılan bir çalışmaya göre; fetal makrozominin
teşhisinde en önemli sonografik ölçüm olarak AC> 35 cm olmasının
%90 olasılıkla prediktif değeri olduğu ileri sürülmüştür.
(Allahyar J et all. Obstet Gynecol 1999).
1992 de Balouet ve ark. Sartorius kası hizasından uyluktan cilt
altı yağ tabakasını transvers kesitte ölçerek SGA’lı fetuslerin
tahmini ağırlıklarını hesaplamakta kullanmışlar, ancak henüz bu
metod makrozomiler için henüz standardize edilmemiştir.
Makrozomilerdeki komplikasyonları maternal ve fetal
komplikasyonlar olarak ayırırsak;
MATERNAL KOMPLİKASYONLAR
• Vaginal, perineal laserasyonlar ve hematomlar: Özellikle 3. ve
4. derecede deşürirler.
• Uterin atoni
• Sezaryen sıklığındaki artışlar.
FETAL KOMPLİKASYONLAR
• Omuz distozileri
• Fraktürler (klavikula ve humerus )
• Perinatal asfiksi, düşük 5. dakika APGAR skorları
• Mekonyum aspirasyonu.
• Brachial plexus yaralanmaları. (Özellikle C5 veya C6
yaralanması sonucunda Erb-Duchenne paralizisi.)
• Yenidoğanın metabolik komplikasyonları: hipoglisemi,
hipokalsemi, hiperbilirubinemi ve polisitemi.
Omuz distozileri, makrozomilerdeki en önemli komplikasyonlardır.
4500 gr’ın üzerinde görülme riski %9.2 ile % 24 arasında
belirtilmiştir.
(Acker et all. Obstet Gynecol 1985, Menticoglu et all Obstet
Gynaecol 1992).
Burada önemle belirtmekte fayda vardır ki; omuz distozileri her
ne kadar makrozomik bebeklerde görülse de normal doğum
kilolularda da rastlanabilir. Omuz distozilerinin %50 si 4000
gr’ın altındaki bebeklerde görülür.
Doğum kilosundan bağımsız olarak diabetli annelerin bebekleri
omuz distozisi, klavikula kırıkları ve brachial pleksus
yaralanmaları açısından risk altındadırlar.
(Nesbitt et all. Am J Obstet Gynecol 1998).
Bu yüzden maternal diabetin önceden bilinmesi bile fetal
morbiditeyi olumlu yönde etkilemektedir.
Maternal glukoz intoleransına bağlı olarak makrozomik fetuslerin
total vucüt yağlarının artması, omuz ve üst ekstremite
çaplarının büyümesi, üst ekstremite cilt katlantılarının artması
ve HC/ AC oranlarının azalması sonucunda oluşan “ vucüt
şeklindeki deformasyon” distozi sıklığını da arttırmaktadır.
(Mc Farland et all. J Matern Fetal Med 1998).
Omuz distozileri, yumuşak doku veya omuz çaplarındaki artışlar
sonucunda pelvis içindeki fetusun ilerleyememesi sonucunda
gelişir. Bu durumda ilk yapılacak işlem annenin uyluklarının
kendine doğru çekilerek fleksiyonudur (“McRoberts manevrası”).
Sonuç alınamazsa; suprapubik bası uygulanması, posterior omuzun
önce çıkarılması, epizyonun rektuma kadar genişletilmesi ve son
çare olarakta klavikulaların kırılması sayılabilir. Klavikulanın
makrozomik fetuslerde kırılması çok kolay olamayabilir.
Ayrıca Wood manevrası da uygulanabilir. Bunun için sağ el
fetusun arka omuzunun arka kısmına yerleştirilirilerek omuz 180
derece döndürülerek tutulmuş olan ön omuz kurtarılır.
Başın tekrar uterus içine itilerek fleksiyon konumuna
alınmasıyla acil sezaryen uygulaması ( “Zavanelli manevrası” )
ise günümüzde neredeyse terkedilmiştir.
American College of Obstetrics and Gynecologists’ e göre omuz
distozisinden şüphenilen fetuslerde aşağıdaki basamaklar sırayla
uygulanmalıdır (1991):
1. Yardım çağırın: Bir asistan, anestezist ve pediatrist.
Traksiyona başlamadan önce mesaneyi boşaltın.
2. Posteriore kadar uzayabilecek geniş bir epizyotomi
açın.
3. Uygulamadaki kolaylığı nedeniyle bir kişi kafayı
aşağıya doğru traksiyona alırken başka bir asistan suprapubik
bası uygulasın.
4. McRoberts manevrası için iki asistan tarafından
hastanın bacakları iyice abdomenine doğru çekilerek uyluk
fleksiyona alınır. Bu şekilde büyük olasılıkla bebeğin çıkması
sağlanmış olur.
5. Wood’s screw manevrası uygulanır.
6. Posterior kol çıkartılmaya çalışılır, fakat tam
ekstansiyondaysa bu işlemi yapmak çok zor olacaktır.
7. Tüm teknikler başarısızlığa uğrarsa diğer manevralara
geçilmelidir. Bunlar ön klavikula veya humerusun kırılması veya
Zavanelli manevrasıdır.
Distozilerin bir sonucu olarak gelişen perinatal asfiksilerin
sonucunda solunum sıkıntısıyla doğan bebekler daha sıklıkla
yenidoğan bakım ünitelerine gereksinim duyarlar.
Ancak makrozomik fetuslerin travay sırasında kalp atım
değişikliklerine rastlanmamıştır. Bu nedenle asıl problem doğum
sırasında bebeğin hipoksik kalmasıdır.
Fraktürler , tüm doğumların % 0.3-0.7 sinde görülmektedir.
Makrozomide özellikle klavikula fraktürleri insidansı 10 kat
artmaktadır. Ama genelde iyileşme kalıcı bir sekel olmaksızın
olabilmektedir.
Brachial pleksus yaralanmaları ise bin vaginal doğumun 0.5-1.89’
unda gözlenir. 4500 gr üzerindeki bebeklerde 18-20 kat fazladır.
Tüm makrozomilerde görülme sıklığı % 4-8 arasındadır. Omuz
distozilerinin %10’unda brachial pleksus zedelenmeleri vardır.
Brachial pleksus zedelenmelerinin % 80-90’ı bebek 1 yaşına
gelmeden iyileşir. Ancak 4500 gr üzerindeki bebeklerde persistan
zedelenmeler oluşabilir.
NE ZAMAN SEZARYEN GEREKLİ?
İyi planlanmış araştırmaların henüz eksikliğinden dolayı klinik
ve ultrason ile 5000 gr’ın altıdaki fetuslerde
cost-effektivitesinden dolayı öncelikle normal doğum denenmeli
ve proflaktik sezaryenden kaçınılmalıdır.
Proflaktik sezaryen operasyonu için cut-off değer 5000 gr’ın
üstü olmalıdır. Uygulanan sezaryenlerde kesi yeterince geniş
şekilde olmalıdır. Tabi ki gebenin yaşı, gestasyonel yaş,
gravida- parite, tedavi gebeliği olup olmadığı da düşünülerek
karar gebe için kişiselleştirilmelidir.
Vaginal doğumlar sırasında doğum indüksiyonu amacıyla dikkatli
biçimde oksitosin uygulanılması ise sezaryen riskini arttırmaz,
ancak fetus ve anne komplikasyonlarını azaltıcı herhangi bir
fayda da sağlamaz.
Makrozomik fetuslerin doğumunda doğumun ikinci evresini
kısaltmak amacıyla midpelvik forceps uygulamaları omuz takılması
riskini arttırır. 4500 gr’ın üstündeki fetuslere uygulanan
midpelvik forcepsle omuz distozisi görülme sıklığı %50 olarak
saptanmıştır. Bu yüzden “midpelvik arrest” durumunda forceps
aplikasyonu yerine acil sezaryen uygulanmalıdır.
Özetlemek gerekirse; makrozomik fetusler hakkında bildiklerimiz
:
Fetal makrozomiyi halen kesin olarak teşhis etmek mümkün
değildir. Makrozomiden şüphenildiğinde ultrason ölçümlerinin
Leopold manevralarına göre bir üstünlüğü yoktur (A seviyesi
kanıtlar).
Şüpheli fetal makrozomi, travayın indüklenmesi için bir
endikasyon oluşturmaz. Çünkü indüksiyon maternal ve fetal
sonuçları olumlu yönde etkilemez.
Maternal diabetin olmadığı ve 5000gr’a kadar olan tahmini
ağırlıklı fetuslerde vaginal doğum kontrendike değildir.
Tahmini doğum ağırlığı 4500 gr’ın üzerindeki fetuslerde ve
uzamış ikinci evreli travaylarda sezaryen endikasyonu vardır (B
seviyesi kanıtlar).
Her ne kadar fetal makrozomi teşhisi kesin olmasa da maternal
diabeti olmayan 5000 gr’ın üzeri fetuslerle, maternal diabeti
olan 4500 gr’ın üzeri fetuslerde proflaktik sezaryen
düşünülebilir (C seviyesi kanıtlar). |